27 Mayıs 2010 Perşembe

“…seni esir alan o camdan gecelere ağıtlar yakmıyorum artık
aşka ihanet eden asfalta, dahası üçüncü şahıslara
kahretmiyorum adımlarının seni sürüklediği o yalancı b a h a r’a…”

hatırlayamadığım kadar uzun zamandır düşünmüyorum seni
unuttum, tıpkı istanbul’u ya da nefesimi sende unuttuğum gibi

özlemini asmıyorum parmaklarımın ucundan kayan takvim yapraklarına
akrebin yelkovanı kaç kez ağır aksak geçtiğini saymıyorum artık yokluğunda

uyandığımda yüzümü yüzünle yıkamıyorum mesela ne zamandan beri
silkeleyince harflerin gölgesini, gözlerimde bulamıyorum gözlerinin aksini
üstelik bu aralar aynalarla da pek iyi değil aram
onlar mı bana dargın, ben mi onlara kırgın bilmiyorum
aslına bakarsan, sırf seninle değil sanırım kavgam
içimdeki kadınlarla da savaşıyorum ya
biliyorum
ben kolay kolay iflah olmam

her sabah sokak kapısında beni öptüğün de gelmiyor mesela aklıma
merdivenleri seninle inmiyorum, tutmuyorum her basamakta elini
hani ne zamandan beri sokaklarda bir başınayım
her köşe başında sana rastlamıyor adımlarım
sana varmıyor artık her kaldırım, ah yok sayamadığım

şiirler yazıyorum kadınların şizofren taraflarına -hastalıklı duygulara-
ikircikli oyunlar sahneleniyor zihnimin ulaşılmaz çıkmazlarında
mevsimlerin anlamsızlaştığı günlüklere sığmaya çalışıyorum
iki beden büyük geliyor huzur şakaklarıma
artık yokluğunla kavrulmuyor içim-dışım, sesim-soluğum
ne bozkırın koynunda uyandığımız sabahlar geliyor aklıma
ne akdeniz’in dağlara yaslanan akşamlarına yazılmalarımız
ne de umudu ıskaladığımız o haritasız zamanlar

günden arta kalan susmaları taşıyorum durgun bakışlarımla akşama
bakışlarımın sırtlanamayacağı kadar yorgun artık benim gibi zamanda
akşamla gece arasını hiiç sayma, yazılıyorum en uzun susabilen mısraya
ya rakıya yaslıyorum vuslatı ya da şaraba
karanlık büsbütün çökünce umudun omzuna
bırakıyorum kamburumu bir kucak yaşa saklanıp masaya
kuytularında arınmaya çalışıyorum şiirin geceleri
hatırlayamadığım kadar uzun zamandır seviyordum oysa seni

sesinin buğulu tınısı gelmiyor aklıma, ne de böğürtlen kokusu
/sahi, sesin nasıl da yeni toplanmış böğürtlen kokuyordu/
hiç düşünmüyorum teninin bahar rengini
ne de çarşaflara bulaşan tutku dolu o ezgiyi
/içimdeki kadın seninle dirilmişti hani…unuttum sanıyorsun değil mi/
oturuşun, yürüyüşün, kanepede uzanmış düş’ün
hiç birisini ama hiç birisini düşünmüyorum artık
aklıma düşmüyor olur olmadık zamanlarda bakışlarından içime yayılan aydınlık
hele boynunun sıcaklığı, ah o sıcaklık, içimi esir alırdı ılık ve hep tanıdık
o artık hiç zorlamıyor hafızamı ey usumda menekşeler açtıran aşık
parmakların da hiç gelmiyor aklıma, içinde eridiğim avuçların gibi
saçlarıma taktığın yıldızları saymıyorum bir bir gece olunca mesela
yazdıklarını okumuyorum, okuyamıyorum
/bir isim arıyorum içimdeki kargaşaya, bulamıyorum/
zülüflerime dokunuşunuysa çoktan unuttum
isminin her harfini yazmıyorum uzun zamandır ne gökyüzüne ne gözlerime
burnumda tütmüyor kokun, hani içime çekmelere doyamadığım
sessizliğin ve içimi titreten nefesin, ellerin ve tenin
aklımı kurcalamıyor uzun zamandır geceyi nerede bitirdiğin

sızlamıyorum artık fotoğraflara düşen rengine gidişinin
kıyametim olurdu o kuşların kanatları
ama sen bunu bilmezdin
göremezdin, ovayı kuşatan kimsesizliğimdi bulutlara dokunan gözlerin
gelişin yeniden yaradılışı olsa da evrenin
her defasında
yine giderdin… / giderdin yine de

/benim seni sevdiğim yerde
aciz kaldı kelimeler ölesiye, ses aciz kaldı
hükmünü yitirdi sevda zamanları
yetmedi şiirler, kısırlaştı
benim seni sevdiğim yerde
sığmadı içimin kadınları evrene
bütün putlar yıkıldı
sadece sana secde etti hece/

hatırlayamadığım kadar uzun zamandır düşünmüyorum seni
tıpkı hatırlayamadığım kadar uzun zamandır sevdiğim gibi...

ae/

4 yorum:

joven dedi ki...

hi, you have nice blog.. u can view also mine..http://akoniwares.blogspot.com

Deniz Thetis dedi ki...

ne güzel bir kalem...

joven dedi ki...

beautiful blog..pls visit mine and be a follower.. thanks and God bless..

http://forlots.blogspot.com/

hanifi erol dedi ki...

bu kadar güzel olabilirdi