30 Aralık 2009 Çarşamba

15 Aralık 2009 Salı

sıradan bir gün müş gibi,
bugün de her şeyi sıradan yaptım.
göğsümde çöreklenmiş bir ağırlıkla
her şeyi sıradan
herkesi sıradan yaptım.

aklımdan geçen sıra sıra anılarla...

9 Aralık 2009 Çarşamba

16.

Ben sensizliği yanlızlık sanmıştım herkeresinde

Sensiz kalmamak için sendim o vakitler;
seni uyuyordum sürekli,
seni içiyordum çay diye,
cennet diye seni düşlüyordum
-ki, sen yeşilçıplak bir yeşildin gözümde
cennetten damıtılmış
(oysa cennet, gelecek korkusunun en düşsel çocuğuymuş, uzaktan emzirdiğimiz);
ve çarşaflar dillenince ayak seslerinde,
çıldırıp dağlarıma çıkıyordum ben;
dağlarım sendin.

sen yıllar sonra bir başka bedende,
aynı Süheyla ritmiyle;
anılarımız çoğaldıkça yalnızlığımız büyüyor, derdin.
Yatağımız bir tekne kadardı olsa olsa,
oturmuş çekirdek çitliyordun
tavanı bakışlarınla havaya kaldırarak
ve yorgundun.
Yorgunluğun ki, Ege göğü kadar hafif,
saklanamayacak kadar Çallı.

Ve yorgunluğun, sevişmelerden;
sevişmelerse, kuralsız bilinecek kadar
kurallı.

h.a.t.

30 Kasım 2009 Pazartesi

önce bir kova suya taş attım. sonra oturdum halelerini saydım. şimdi ne mi yapıyorum.

komik olmayın lütfen.

6 Kasım 2009 Cuma

bronşit olmuşum. bide burun kanallarım tıkalıymış. aslında burun kanallarım tıkalı olduğundan bilinçsizce ağızdan alıp verdiğim nefeslerden dolayı bile bronşit olabilirmişim. burnum şimdilik idare ediyor. ağzım acık gezene kadar ameliyat olmama gerek yok. yani bence. ama bronşit sıkıntı. sigarayı bırakmam-bana göre azaltmam-gerekiyor. çok zor olacak. dün akşamdan buyana düşünüyorum. sigarayı bırakmak sanırım benim için biraz güç ve meşakkatli bir süreç olacak. ama bronşlarımda yaygın bir enfeksiyon var. öksürük krizlerimin de nedeni anlaşıldı böylelikle. yaşlanmak böyle bir şey mi diyorum kendi kendime. sonra da hadi be sevi daha yaşın kaç başın kaç diyorum. hastalığı sevmiyorum. hastalıklı olmayı hiç sevmiyorum. hele ilaç kullanmaktan nefret ediyorum. genelde de kullanmıyorum ve yarım bırakıyorum zaten. tabi bunlar çok doğru şeyler değil. kullanmak zorundayım. kullanacağım. yeni alışkanlıklar edineceğim ve sigarı bırakacağım. ufff.. düşüncesi bile sinir bozucu. ben seviyorum sigaranın bana verdiği keyfi ya. doktoruma sordum sadece rakı içerken sigara içebilir miyim diye.
o da "hummmm hommmm tamam kıs iç bakalım ama o rakı masalarına davette bekliyorum ona göre" dedi. :))

29 Ekim 2009 Perşembe

BENİ GÜZEL HATIRLA


Beni güzel hatırla
Bunlar son satırlar
Farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından
Yada bir yağmr sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim
Beklide bir rüyaydım
Senin için..
Uyandın ve ben bittim
Beni güzel hatırla
Çünkü sevdim seni ben her şeyini
Sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
Beni üzdün kınamadım
Alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım
Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım
Sakladım günahını sevabını içimde
Sessizce gittim senden öncekiler gibi sende anlamadın
Beni güzel hatırla
Sana unutulmaz geceler bıraktım
Sana en yorgun sabahlar
Gülüşümü gözlerimi sonra sesimi bıraktım
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
Vedalar bıraktım duraklarda
Ne arasan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda
Beni güzel hatırla
Dizlerimde uyuduğunu düşün
Saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
Anlından öptüğüm dakikaları
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğini düşün
Şaşırtmayı severim biliyorsun
Bu da sana son sürprizim olsun
Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla
GİDİYORUM …
O.V.K.


27 Ekim 2009 Salı

kendimle ilgili, düşüncelerimle ilgili, var olma nedenimle ilgili, gidişatımla ilgili, gelecekle ilgili, geçmişle ilgili, ellerim ayaklarımla ilgili, kaşımla gözümle ilgili, hani olmuş- olacakla ilgili, gördüğüm, göremediğimle ilgili, .... ve sayamayacağım bir sürü bir sürü şeyle ilgili yamulmuş, eğilmiş, eziş büzüş olmuş düşüncelerimi, doğrultmakla düzeltmekle meşgulüm bu aralar. sakin ve yavaş yavaş. 30 lu yaşlarda olmanın avantajlarından biri de bu sanırım. heyecanlarını sakinlikle hayatın da var edebiliyorsun.

15 Ekim 2009 Perşembe

çözülmüş bir sırrın üzüntüsü

Yaşamaktan öte özür bulamayınca aşka
sonuçları bir bir gözden geçiriyorum
pulluklarla devrilen toprağın ıslaklığındaki can
madenlerin buharından elde edilen büyü
bazı yasak kitapların verdiği dinç duygular
nelerse ki yaşamak sözünü asi kılan
nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala.

Denedim. Soğuk sular dökünüp fırladım sokaklara
sorular sordum nice kara sıfatları üstüme alaraktan
ipte boynum, ağzım şehvet yalaklarında
çapraştım, and içip ayna kırdım
doğadan bir vahiy bekledimse boşuna
baktım akşam herkesin kabul ettiği kadar akşamdı
hiç bir meşru yanı kalmamıştı hayatımın.

Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor
böylesine hazırlıklı değilim daha.
Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum:
Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.


İsmet Özel
onlar yanlış biliyor....
.....................
onun suçu değil bu
.....................
bu benim suçum....

kulağımda takılı kaldı.

14 Ekim 2009 Çarşamba

dün
bitti.
gün
başladı.
yarın
beklemede...

12 Ekim 2009 Pazartesi

ev aramak zor iş. ev bulmak daha zor. ne kadar kötü evlere bir sürü paralar istiyorlar. anlayamıyorum. ben de ucuz ev bakmaktan vazgeçtim. güzel olsun benim olsun. parası neyse veririz. sinir oldum çünkü. bu hafta evimi bulacağım artık. içini de bir güzel döşeyeceğim. borçlar beklesin anasını satayım. benden kıymetli mi yahu. hem para dediğin nedir. bu gün var yarın yok. yada öyle de yok. böyle de yok. hem bunca zaman kastım da ne oldu. yine el de var sıfır. demek ki kasınca herhangi bir artı olmuyormuş. ben de bunda sonra konforumu düşüneceğim. evimi tutayım. gidip hemen güzel bir kanepe bakacağım kendime. en konforlusundan. bi de televizyon koltuğu. kaykılmalık. ben seviyorum tv seyretmeyi. onunla zaman geçirmeyi. niye tv seyrederken kıçımı rahat ettirmeyeyim demi. sonra kocaman bir yemek masası alacağım. dostlarımı ağırlamak için. onlara güzel yemekler yapıp güzel masalar kuracağım. söyle kıçı acıtmayan sandalyelerden alacağım. uzun rakı muhabbetleri yapacağız masa başında. ev küçük olsun diyordum kendi kendime. vazgeçtim. her zaman ki gibi büyük bir ev tutacağım. zira gelenim gidenim çok oluyor benim. güzel bir misafir yatak odası hazırlayacağım sonra. rahat rahat yatsınlar diye.
ufff sıkıldım artık hep bir şeylerden kısarak yaşamaktan. aman gerek yok.
demek yok artık. güzel bir muhitte güzel ve şık bir ev. yakışır bana. hem az bile.

9 Ekim 2009 Cuma

"dünyada bir tek insana inanmıştım. o kadar inanmıştım

ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti

bırakmamıştı. ona kızgın değildim. ona kızmama,

darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân

olmadığını hissediyordum. ama bir kere kırılmıştım.

hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık,

adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için

bütün insanlığın timsaliydi. sonra, aradan seneler

geçtiği halde, nasıl hâlâ ona bağlı olduğumu gördükçe,

ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum."


S.ALI/K.M.M.

8 Ekim 2009 Perşembe

üstün körü
üstün altı
üstün insan
üstün diyolog
üstün yazı
üstün üstü
üstün hüzün
üstün mutluluk
üstün karmaşıklık

herşeyin üstü. yerin dibi.

1 Ekim 2009 Perşembe

my blanket covers me, yes...

SENİN GÖZLERİN ATEŞ, BENİM RUHUM AĞAÇ

Senin gözlerin ateş, benim ruhum ağaç sakızı ve ırmaklar.
Bir çıra gibi tutuşmadan, uzaklaş benden!
Kutusunda dünyanın tüm şarkıları saklı bir kemanım ben,
Çıkar şarkıları ve çal, nasıl ve hangisini istersen.
Beni bırak, ama dön bana! Hem yanmak hem serinlemek istiyorum
Ben tutku ve özlemim, hazan ile ilkyazın kavuşumdaki konuk.
Gerilsin teller, şarkı söylesin sarhoş ve çılgınca
Aşkla geçen yıllarım aşkına son bir şarkı işte kahkahalarla.

Beni bırak, ama dön bana! Bir hazan akşamı gibi yanalım;
Fırtınaların sevinci esip duruyorken içimizde-
Duruluncaya dek ve akşam karanlığı inerken gözden
...............................yitiyor adımlarınla
Ve sen, benimle gelen en son
.................................ateşli gençliğim aşkına.

Erik Axel KARLFELDT

27 Eylül 2009 Pazar

başka...

Başka biri olacaksın istemesen de

Tenine başka bir ten dokunduğunda

Gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle

Başka bir nefesle karıştğında nefesin

Başka biri olacaksın istemesen de

Gece uykunda ya da gün ortasında

İrkileceksin apansız bir duyguyla

Bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi

Başka biri olacaksın istemesen de

Bakışlarımın izini taşıyan giysilerin

Tüketecek ömürlerini birer birer

Değişecek yeri bir dolabın,pencerede bir çiçeğin

Başka biri olacaksın istemesen de

Dudaklarında benden sonraki bir çizgi

Tanımadığım bir ton gülüşünde

Ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin

Sonra,sonra başka birisin

21 Eylül 2009 Pazartesi

Sevi : bıla bıla bıla... herkes boş konuşmayı ne kadar seviyor ya...



Elif :))))boş konuşmak türk miletine has bir özellik galiba.....boşver bazen en iyi tepki tepkisizliktir en azından ben böyle düşünüyürum..cahilliğinde bir sınırı olmalı ama maalesef yokkkkkk....

Sevi çok kızıyorum ama elif, münasebetsiz insanlara. herkes haddini bilecek yahu.

Elif
bencede kızmakta haklısın böyle insanlara hadlerini bildirmek lazım aslında..çok komik ama tamda bu konuyla çok alakalı bir söz geldi aklıma'Öyle Horozlar Varki öttükleri için Güneşin doğduğunu sanırlar''..


Sevi
:) alemsin kıs ne diyeyim.


Elif
:))))


Serpil
kim kızdırmış benim arkadaşımı çekelim kulaklarını hemen


Sevi
kızdıran kızdırana arkadaşım. ama sanırım ben kimseye yeteri kadar kızamıyorum. bu da benim zayıf tarafım işte.


Serpi
bu yüzden de sevenin çok önemli olan da bu... sen böle naif böle anlayışlı olmasan herşey çok farklı olurdu herşey ama herşey


Sevi
:) şimartıyorsun beni. hımmm hoşuma gitti.
sanırım şimartılmaya ihtiyacım var benim.. :)))


Serpil
gerçek bu daha dur ben sana neler yapicem şu ramazan bi bitsin depresyona girdim ayol :))
ama biz kadınların huyu kurusun hepimiz çok severiz :D

9 Eylül 2009 Çarşamba

çok başım ağrıyor. yeni olduğun bir yerde eskidiğimi hissediyorum. kendimi çok eski ve kullanılmış hissediyorum. başımın ağrısı gözüme de vuruyor. gözlerimi açmak istemiyorum. bu hormonları artık kullanmak istemiyorum. koyim hepsinin g.ö.tüne... ne gereği varsa, bişeyleri geçiktirmenin hiçbir anlamı yok. bunu en iyi tecrübe edenlerdenim. neden hala kasıyorum ki..

... keşke.....

27 Ağustos 2009 Perşembe

bağlayacağım bütün kuyrukları birbirine sonra da hepsini top yapıp fırlatacağım sulara.. ama bir tanesini yakalayabilsem...

20 Ağustos 2009 Perşembe

benden öte.....

görüşmeleri için artık yaşlandım sanırım.

18 Ağustos 2009 Salı

yazabilirim.

bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
o durgun, iri gözler sevilmez miydi ama
bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana
artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
o ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
artık sevmiyorum ya severim belki yine
ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
belki bana verdiği son acıdır bu acı
belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona

pablo neruda

14 Ağustos 2009 Cuma

"ağulu bir hüzün"

Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir bütün sevdiklerince
Suçlamak istemesende hiç kimseyi üzünçle yanmakta yüzün
Adını bile koyamadığın bir boğunç dolmakta şimdi yüreğine
Ve usulca ağmaktadır gözlerinin peteğine ağulu bir hüzün...
Ahmet Telli

Sevgilim Ben Şimdi

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
''Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz''.
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O gülün yüzü gülmüyor sensiz
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen - derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyalardan çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi
.

Cemal Süreya

4 Ağustos 2009 Salı

yani şimdi......



yasaklı şarkılar listesine bir tane daha. buyurun.

2 Ağustos 2009 Pazar

deniz-kum-güneş

ne güzel! ama ben sadece deniz kısmıyla ilgilenmek zorundayım. Çünkü; güneşe allerjim var :(. Halbuki bende saatlerce öğlen güneşi haricinde, saatlerce yatmak,yatmak ve yatmak istiyorum. Olmuyor. Ama olsun canım arkadaşlarım benim için şemsiye yaratip beni gölgeye koyup, onlar da güneşe yaydılar kendilerini. Ayrıca yüzmek ve dalgalarla oynamak da çok keyifli. Ben suyu seviyorum ya! :)))

20 Temmuz 2009 Pazartesi

feci

bişey yapıcam bugün. evet karar verdim yapıcam.
ve yaptım. aslında sana rüyalarımı detaylamak da isterdim ama. tepkini bilemedim!

17 Temmuz 2009 Cuma

17/07/2009 _ 09:20

-ölecekmiş , ölmesin dedim...bir can kurtulsun dedim...bütün hayatımda ofsayt dediler.bir işe yaramaz , sümsük dediler.varsın gene desinler dedim...
hayatımda bi defacık bi kız sevdim...onu da kaybedeyim dedim...hayatımda bi kerecik bişey kazanacak oldum , onu da kaybedeyim dedim...tek bi can kurtulsun dedim...çocuğu kurtaracak kadarını aldım , üst tarafına el sürmedim...fena mı oldu?sizler hepiniz , hepiniz , hepiniz hakem olun abiler...
ya bu maç be..tıpkı bi maç...
ama böyle hayat sahasında oynanıyo.oyuncuları bizleriz; topumuz da namusumuz, vicdanımız , insanlığımız..ben , ben osman.. ofsayt osman ...
söyleyin be,allah rızası için söyleyin be gene mi atamadım golü hahh?bu da mı gol değil be?gol mü?bu da mı gol değil be?bu da mı gol değil?adaletine insanlığına kurban olayım hakim bey...bu da mı gol değil?-
hakim : goooooooooooooooooool gol gol gol gol gol goooooooool.

3 Temmuz 2009 Cuma

pufffff

iş aramak ne zahmetli bir işmiş... hani sokaklara çıkıp iş aradığım söylenemez tabi. kendimi biraz ağırdan satayım diyorum ama. ne olacak nasıl olacak onu da bilemiyorum.
belirsizlik çok kötü.

8 Haziran 2009 Pazartesi

O'nun

gözünden herşey Çok Net.

7 Haziran 2009 Pazar

üzgün müyüm,

yoksa kırgın mı, yada öfkeli mi bilemiyorum. yok yok sadece yalnızım. Herşeyi yalnız başına halletmeli böyle hislere artık kendimi kapamalıyım. Var olan bir imkanı çok zor zamanlar geçiren eski bir dost ve hayatındaki en değerli varlık için kullanmamak. garip geliyor sadece. Hani ben olsam yapmazdım diyorum. Ama kimse ben olmak zorunda değil. Bu da böyle bir serzeniş olsun. Başka da bir şey olmaz zaten.

3 Haziran 2009 Çarşamba

taşı-nı-yorum!

ya eşyalara bu kadar anlam yüklemesek ne olur. kendimi taşımak bile bazen bu kadar zor gelirken, birde peşimden gelmek zorunda olan bir kamyon yükü eşya. nasıl gözümde büyüyor. hayır, yarın öbür gün tekrar almaya gücümün yeteceğini bilsem, 1 dk. düşünmem hepsini koyarım kapının önüne diyorum ama derken bile kendimi kandırıyorum. yapamam biliyorum. çünkü hepsi çok anlamlı. peh ne saçma. kopmak istemek ve kopamamak, eşyaya bile bunu yapıyorsam, benim işim hakikaten çok zor ve tabi bir şekilde hayatıma girmiş olanlarında. :)

25 Mayıs 2009 Pazartesi

yok yok

yazmıcam vazgeçtim. yaşlanmak böyle bişey herhalde. dem almak yada dem almasını bekleyebilmek.

15 Mayıs 2009 Cuma

14 Mayıs 2009 Perşembe

avukat,

arkadaşın olunca kötü oluyor. dilediğince salabiliyorsun kendini. telefonda konuşurken salya sümük olabiliyorsun. bak sevi diyor avukat arkadaşın, dilekçede biraz ağır cümleler kuracağım. sakın görünce üzülme olurmu. ben burnumu çekmekten doğru düzgün tamam dahi diyemiyorum. sonra tekrar arıyor, sevi en son ne zaman yüzyüze görüştünüz diyor. ben bogüre bogüre ağlamaya başlıyorum. zoraki 1 yıl oldu diyorum. oda bana hımmm o zaman 1 yıldır hem yüzyüze,hem de telefonla dahi görüşme yoktur diye yazıyorum diyor. ben hayır hayır telefonla daha dün konuştuk diyorum. arkadaşım avukat sevi sen bi sakinleş tekrar konuşalım diyor.

8 Mayıs 2009 Cuma

....

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
CAN YÜCEL..

1 Mayıs 2009 Cuma

...

-senin yanındayken, seninle konuşurken, film seyrederken, tartışırken, tartışırken bir anda çok heyecanlanmışken, sen gözlerime bakmaya çalışırken, ben kaçırmaya çalışırken bir anda aklıma "o" düşerse ve ben öylece senin yanından ayrılırsam bana kızmassın değil mi?
-üzülürüm.
-üzülme, ben senin için, sana duyduğum saygı içinnn,...
-şşşşttttt tamam. üzülmem.

26 Nisan 2009 Pazar

korku

-müsade edersen sana bir soru sorabilirmiyim?
-tabiki lütfen, ciddi bir soru sanırım!
-benden kurtulmaya mı çalışıyorsun. biliyorum saçma gelecek ama neden böyle hissettin diye sorsan açıklayamamda. sadece bir korku.
-korku yok. kurtulmaya çalışma da yok. bırak kendi haline olur mu?
-olur.

11 Nisan 2009 Cumartesi

özlediğin gidip göremediğindir

özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen


o.a.

28 Mart 2009 Cumartesi

ŞaKA'

mısın sen. nesin. nasıl bişeysin. niye hayatımın içindesin. sürekli gülen gözlerinle bana "gül" diyen yüzünle, elini elime değdirme çabanla, başarısızlığa uğrama korkunla, ne yapıyorsun bana....

19 Mart 2009 Perşembe

Göğe Bakma Durağı


  
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalim 
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından 
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarindan 
Durmadan harcadigim su gözlerimi al kurtar 
Su aranip duran korkak ellerimi tut 
Bu evleri atla bu evleri de bunlari da 
Göge bakalim 

Falanca duraga simdi geliriz göge bakalim 
Inecek var deriz otobüs durur ineriz 
Bu karanlik böyle iyi afferin tanrıya 
Herkes uyusun iyi oluyor hoslaniyorum 
Hirsizlar polisler açlar toklar uyusun 
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam 
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalim 
Nasil olsa sarhosuz nasil olsa öpüsürüz sokaklarda 
Beni birak göge bakalim 


Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göge bakalim 
Tuttukça güçleniyorum kalabalik oluyorum 
Bu senin eski zaman gözlerin yalniz gibi agaçlar gibi 
Sularim isinsin diye bakiyorum isiniyor 
Seni aldim bu sunturlu yere getirdim 
Sayisiz penceren vardi bir bir kapattim 
Bana dönesin diye bir bir kapattim 
Simdi otobüs gelir biner gideriz 
Dönmiyecegimiz bir yer begen baska türlüsü güç 
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin 
Seni aldim bana ayirdim durma kendini hatirlat 
Durma kendini hatirlat 
Durma göge bakalim

.T.U.

17 Mart 2009 Salı

:)



bünyeye iyi geliyor... güne bu parçayla başlamak diyorum. güzel.


"............şerafettin" kısmı bitiriyor beni. :)

12 Mart 2009 Perşembe

lütfen

aklıma sahip çıkmama, sakin olmama yardımcı ol. bu dönem de hırçın ve aksi bir kadın olmak istemiyorum. gayet mülayim ve sakin bir şekilde yaşayıp bitirmek istiyorum. ne olur allahım bana yardımcı ol, duygularımın mantığıma sahip çıkmasına izin verme. beni ve tüm sevdiklerimi koru. 
dün bütün gece arabanın içinde bu duayı ettim. soğuktan donmuş bişekilde sabah ezanın sesiyle uyandım. ve arabadan inmek istediğimde sol ayağımı kımıldatamıyordum. ve hala kımıldatamıyorum. uyuşma hala gitmedi. keşke bu uyuşukluk bütün bedenimi ve beynime de olsaydı diye düşünüyorum sonra vazgeçiyorum. 

11 Mart 2009 Çarşamba

evimin

en mutlu köşesiydi. şen di şakrak dı. ama artık kimse uğramıyor bu köşeye. unutulduğundan değil yada unutulmak istendiğinden. doktorum yasakladı desem. biliyorum bende inanmadım. sizde inanmayın. yasaklar bu zamana kadar bana ne yaptırabilmiş ki.
sadece
"----------------------------------------------------------." e
yes diyorum.
Posted by Picasa

gidersennnnn




video

vidyo için teşekkür eder. yükleyebildiğim içinse kendimi tebrik ederim. hakketten iyiymiş. sevdim.

10 Mart 2009 Salı

yalandandadanda olsaa...

ne güzeelll güldünn o akşamm bana!
bir cd içerisinde kuryeyle gelen şarkı, geçen haftama hafiften bir liseli kız heyecanı kattı.
böyle garip bir teşekkür hediyesine telefon açıp ne denilebilirdiki. düşündüm bulamadım, bişey demedim.

26 Şubat 2009 Perşembe

kahramanım!!

Her insan endişeyi tanır. Günlük hayat, ondan kaçar, onu maskeler. Kararlı hayat ise onu bekler. Demek ki kararlı hayat için, açık görüşlülük, hatta kahramanlık gereklidir. Kahramanlığa erişmiş olan insan görür ki, insan varlığı:

-Tasa 'lıdır, yani daima tehlikede, daima "bahis konusu"dur ve belki hiçbir zaman erişemeyeceği mümkünlere yönelmektedir.

-Olumsaldır (Kontingent), yani olmayalir'dir. Çünkü Hiç'in kendisini kalbinde taşımaktadır.

-Kabahatli 'dir. Normal anlamda kabahatli değil, fakat metafizik alemle doludur. Yani insan sonlu bir varlık olduğunun bilgisini bir yaşantı olarak içinde taşır. Kararlı hayatı seçmiş olan insan için, sakin olmak olanaksızdır. O, zorunlu olarak MUTSUZ bir varlıktır.

Martin Heidegger

18 Şubat 2009 Çarşamba

hayat


bazende size böyle şebeklik yapıp, teyzem benim büyüdüğümü görmen lazım der. sizde ona gülümsersiniz. hatta onu çokkk seversiniz.

15 Şubat 2009 Pazar

Unutma Dostumsun

Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar
Meşeler göğermiş diyorsun, varsın göğersin
Anlamını yitiren bir şeyler mi var şimdilerde
Yazdığım şiirlere yabancıyım, sokaklara yabancıyım
Taşı delemiyor bir çığlık ve apansız
Su oluyorum ipince, kendime sızıyorum
Dünya yetmiyor bazan, bırakıp gidebilir miyim?
Kuşları ürkütülmüş bir dal gibiydin, öylesine mahzun!
Efkar da yakışırdı sana, ilk kadeh kekik kokardı
Unutalım mı şimdi kente indiğimiz o ilk günü
Sabahlara kadar okuduğumuz o kitapları
Sabahlara kadar düşüncelerimizde yaşattığımız hayallerimizi
Kar aydınlığında yürüdüğümüz o yolları
Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!

A.T.

12 Şubat 2009 Perşembe

hayat,

bazen gaRip ve neredeyse acımasız. ve bazen hakikaten görgüsüz, aç, sefil.
yine de tutunacak bişeyler buluyor ve yaşıyoruz. zorundamıyız.

5 Şubat 2009 Perşembe

tosuruğumu



çok özledim ya! ama o da özlem duyduğunun yanında. ne yapalım. hafta sonu gelecek :))

3 Şubat 2009 Salı

daraltma!

daraltan ben değilim. senin daralmanı isteyecek en son insan benim. ama sanki benmişim gibi zaten zor olan hayatımı daha da içinden çıkılmaz hale sokmak.  neyse;
doğru olan sensin.

26 Ocak 2009 Pazartesi

bilmiyorum ki!

upuzun kirpiklerinin arasında sıkışmış gibi duran, daha ne renk olduğunu bile tam olarak bilemediğim, gözlerinin hafiften şimarıkça arasıra bana baktığını yakalayışım mı, yoksa yanmış baş parmağımı gördüğün an alalacele dışarıya fırlayıp elinde yanık kremiyle geri dönüşünü ve lütfen hemen bunu sür "acını hafifletir" deyişinden mi etkilendim bilmiyorum.  yada etkilendim mi onu da bilmiyorum.

22 Ocak 2009 Perşembe

al beni


kalbimin ötesinde bir yerlere götür. o gelmesin benimle.
asalım onu!

12 Ocak 2009 Pazartesi

yanlış duruş



allahım kendime bakıyorum, yine bakıyorum sonra gülüyorum. nasıl bir anatomik bozukluğa doğru gidiyorum diye. sonra bakarken kalın olduğunu bildiğim kollarım ( yanlız onlar kastır ha. 16 kilo ağırlığında bir bebeği aylarca kucakta sallayarak uyutmanın kasları onlar)daha bi kalın geldi gözüme. sonra kambur duruşun varettiği teletubies göbeği :) yoksa bende göbek ne arasın. baktım kendime çok bi çirkin duruşum var. hemen tekrar omuzlar dikleşecek. alın açılacak. göbek içeriye çekilecek. yani sevi son zamanlardaki duruşunu değişterecek. :))

10 Ocak 2009 Cumartesi

"su" deyince aklıma geldi :)


Su
Firuze rengi suların önünde diz çökmüş
bir okçu, elinde altın yayıyla.
Karalarla kaplanlarla oynuyordu,
kemanıyla oynadığı gibi.
Firuze rengi sularda yüzen
sarı güller... lerin yansıttığı
yanılsamalar... içindeyim...
O uzun siyah eldivenimle
yürüyorum sularda.
sularla evlilik akuatik yeşillerle
gri gözlerle bir anima-kadın
soluk alıp verişi
karanlık yaprakların ardında
Bir yıldız gümüş notalar fısıldıyor
onun da kulağına... dolendo...
Seslerin ve notaların gümüş
ağırlığıyla dalıyor sulara, dalıyoruz.
bir denizaltı konuşması gibi
artık kimsenin dinlemediği iki insan arasında
boğulmamak için denizin dibinde konuşmaya çalışan
İki insan gibi neredeyse
dolendo
O uzun beyaz eldivenimle
tekrar çıktığımda sulara Miras''ım,
alnıma saplanacak altın bir ok olabilir.
Erden kızların önünde eğilmiş
oturuyor olabilirim alnımda altın bir okla.
Aramızda belirli uzaklıklarla eğilmiş
şarkı söylüyor olabiliriz gri sulara.
Aramızda kristal uzaklıklarla
göğe çekilmiş olabiliriz, ağlayan ünikornlar gibi.
Orion çekimi belki de yalnızca...

L.M
Murphy Diyor ki!
Yasa No: 1059

İnsan ancak hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca hepsini kaybeder…


igoogle dan alıntı!

7 Ocak 2009 Çarşamba

yapılmaz

bu kadar merakta bırakılmaz.  

5 Ocak 2009 Pazartesi

Rosey - Love
Found at bee mp3 search engine

4 Ocak 2009 Pazar

tatil


güzeldi, keyifliydi.
teşekkür ederim. :)